''Eylesem, tûtiye tâlim-i edâ-yı kelimat. Sözü insan olur ama özü insan olmaz''
hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Nisan 2016 Salı
16 Nisan 2016 Cumartesi
IBATECH ( 14.04.2016 – 17.04.2016) Dondurma ve Çikolata Teknolojileri Fuarındaydık :)
Eveet...pastacı teyzemiz olunca üstüne birde havanın güzelliği dün oğlum, iki teyzesi ve babasıyla dondurma ve çikolata teknolojileri fuarına gittik. Arabayla park yeri bulmada biraz zorlansakta sonunda içeri girebildik :)
Gerçektende şeker hamurundan enteresan, güzel çalışmalar yapılmış :)
Oğluşumun en çok ilgi gösterdiği ise ekmek reyonları oldu ve bol bol tadlarına baktı :)
Pastalarda gözle görülür bir makaron çılgınlığı vardı adeta :) Dışı sert gözüksede ağızda dağılıyor ;)
Bu portili pasta benim için yapılmış olmalıydıııı :)
,
9 Ağustos 2015 Pazar
Ana fikre katılıyorum ;) :)
Adamın biri artık karısının eskisi kadar iyi duymadığından yakınıyormuş ve karısının işitme cihazına ihtiyaç duyduğunu düşünüyormuş. Ona nasıl yaklaşması gerektiğinden emin değilmiş. Bu durumu konuşmak için aile doktorunu aramış: doktor adamın karısının ne kadar duyduğunu anlayabilmesi için basit bir yöntem önermiş.
"Yapacağın şey şu, karından 40 adım ileride dur, normal bir konuşma tonuyla bir şeyler söyle; eğer duymazsa 30 adım ilerisinde aynı şeyi tekrarla, sonra 20 adım; cevap alana kadar aynı şeyi tekrarla"
O akşam karısı mutfakta akşam yemeğini hazırlarken adam işlemi uygulamaya koymuş. 40 adım uzaklıktan karısına normal bir konuşma tonuyla seslenmiş ;
Hayatım bu akşam yemekte ne var?
Cevap yok
Mutfağa biraz yaklaşmış. Mesafeyi 30 adıma indirmiş ve soruyu tekrarlamış;
Hayatım bu akşam yemekte ne var?
Hala cevap yok
Adam mutfağın kapısına gelmiş artık mesafe iyice azalmış ve soruyu tekrarlamış;
Hayatım bu akşam yemekte ne var?
Gene cevap alamamış
Bu sefer karısına iyice . yaklaşmış ve aynı soruyu tekrar sormuş;
"Hayatım bu akşam yemekte ne var? "
"Hayatım beşinci kez söylüyorum, Tavuk"
"Yapacağın şey şu, karından 40 adım ileride dur, normal bir konuşma tonuyla bir şeyler söyle; eğer duymazsa 30 adım ilerisinde aynı şeyi tekrarla, sonra 20 adım; cevap alana kadar aynı şeyi tekrarla"
O akşam karısı mutfakta akşam yemeğini hazırlarken adam işlemi uygulamaya koymuş. 40 adım uzaklıktan karısına normal bir konuşma tonuyla seslenmiş ;
Hayatım bu akşam yemekte ne var?
Cevap yok
Mutfağa biraz yaklaşmış. Mesafeyi 30 adıma indirmiş ve soruyu tekrarlamış;
Hayatım bu akşam yemekte ne var?
Hala cevap yok
Adam mutfağın kapısına gelmiş artık mesafe iyice azalmış ve soruyu tekrarlamış;
Hayatım bu akşam yemekte ne var?
Gene cevap alamamış
Bu sefer karısına iyice . yaklaşmış ve aynı soruyu tekrar sormuş;
"Hayatım bu akşam yemekte ne var? "
"Hayatım beşinci kez söylüyorum, Tavuk"
Hikayenin ana fikri:
Belki de genelde düşündüğümüz gibi problem daima karşımızdaki kişilerde olmayabilir.
Problemlerin sebebini biraz da kendimizde aramalıyız.
Belki de genelde düşündüğümüz gibi problem daima karşımızdaki kişilerde olmayabilir.
Problemlerin sebebini biraz da kendimizde aramalıyız.
Etiketler:
doğan cüceloğlu,
hayat,
hayata dair,
hikaye
6 Temmuz 2015 Pazartesi
Vakit Ayır ;)
Hatırlamak güzel oldu ;)
Düşünmeye vakit ayır; Düşünce güç için kaynaktır. Eğlenceye vakit ayır; Eğlence gençliğin sırrıdır. Okumaya vakit ayır; Okuma bilginin pınarıdır. Duaya vakit ayır; Dua, güç anlarda direnmenin desteğidir. Sevmeye vakit ayır; Sevme yaşamı tatlı kılandır. Anlaşmaya vakit ayır; Anlaşma hoşgörünün anahtarıdır. Gülmeye vakit ayır; Gülme ruhun müziğidir. Ver
meye vakit ayır; Verme günün aydınlığıdır. İşini yapmaya vakit ayır; iş, huzurun kaynağıdır. Teşekküre vakit ayır; Teşekkür, yaşam pastasının kremasıdır.
Etiketler:
günce,
hayat,
hayata dair,
vakit ayır,
yaşam
2 Temmuz 2015 Perşembe
Burdayıım ;)
Neredeyse onbir aydır hayatımın büyük bir zamanını oğluma adamış durumdayım. Sanırım benim gibi kendi çocuğunu büyütmeye karar vermiş tüm anneler de benim yaşadıklarımı yaşamışlardır. İş hayatında yoğun bir tempo ile çalıştığım zamanlarda ki, devamlı raporlar, tablolar , resmi işler vs. çok yoğun ve yorucu olduğunu düşünürdüm. Ama ne zaman ki oğluşuma kavuşup zaman geçirmeye başladım anladım ki evlat yetiştirmek gerçektende çok kutsal bir görev ve iş hayatını solda sıfır bırakıyor :) Evet kesinlikle annelik kendi hayatımızdan büyük ölçüde feragat etmeyi gerektiriyor ama onların sağlıklı bir gülüşü dünyaya bedel. Onu tatlı , huzurlu uykusunda görünce gün içindeki tüm yorgunluğumu unutuyorum.
Bu arada geçen gün farkettim ki alışverişe çıktığım zaman çoğu zaman kendime değil oğluşuma bir şeyler alıp geri dönüyorum :)
Bugün burda bitirmek zorunda olduğum postumu eşimin bana aldığı süslü , taşlı telefon kılıfı kabımla kapatmak istiyorum :) Çok kullanışlı mı HAYIR :D ama çook HAVALI :))
1 Temmuz 2015 Çarşamba
Günaydın :)
Bu güzelim kaktüste annemin g.yakadaki bahçesinden :)Bütün çiçekleri açmışken görüceksiniz ,muhteşem bir görüntü oluyor. E tabi çok yakında benim balkonumdaaaa :) (Gidince bir kaçtane alıp ekicem inşAllah ;)
26 Haziran 2015 Cuma
Selam :)
Selamlar olsun bloğumaa :)
Ne çok zaman olmuş yazmayalı daha doğrusu yazamayalı. En son Ö.kaan' ım altı aylık iken yazabilmişim malesef. Tabi bunda oğlumun neredeyse tüm zamanımı alması bozulan laptopum ve evde internetimin bir türlü bağlanamamasının da etkisi oldu.. Ama artık gıcır gıcır laptopum ve internetimle geldim artık burdayım :) Özlemişim bloğumuda yazmayıda ..İnşallah oğlumdan da fırsat bulduğum ölçüde tekrar hayata dair herşeyle bloğumda olucam ;)
4 Şubat 2015 Çarşamba
Uzuun bir aradan sonra...
Uzuun bir aradan sonra yağmurlu bir İstanbul sabahında tekrar bloğumdayım :) Tabi bundaki en büyük etkenim oğlum ,bebeğim Ömer Kaan :) Nerdeyse beş buçuk aylık artık ve uyanık olduğu her dakika yanında olmamı istiyor.Hal böyle olunca da kendime ayırdığım zaman dilimi malesef kısalmış durumda.Büyüdükçe ihtiyaçları, hareketleri ve istekleri değişiyor.
Özellikle benim gibi daha önce yoğun bir iş hayatı olanlar için sonrasında evde uzun zamanlar geçirip kendine de çok zaman ayıramamak ara sıra bunalmayada sebep olabiliyor.Bunu aşabilmek içinde biraz temiz hava biraz sevdiklerinizle zaman geçirmek çok iyi geliyor. Yada ben böyle aşıyorum ;) Tüm bunlara rağmen dünyanın en tatlı şeyi evlat. Bir gülüşü herşeye bedel :) Şimdilik erken kaçıyorum çünkü bebişim her an uyanabilir.İnşallah artık bloğuma daha fazla zaman ayırıcam;)
Hepimize bol huzur ve sevgiler diliyorum :)
Anneler ve bebişleri :)
Özellikle benim gibi daha önce yoğun bir iş hayatı olanlar için sonrasında evde uzun zamanlar geçirip kendine de çok zaman ayıramamak ara sıra bunalmayada sebep olabiliyor.Bunu aşabilmek içinde biraz temiz hava biraz sevdiklerinizle zaman geçirmek çok iyi geliyor. Yada ben böyle aşıyorum ;) Tüm bunlara rağmen dünyanın en tatlı şeyi evlat. Bir gülüşü herşeye bedel :) Şimdilik erken kaçıyorum çünkü bebişim her an uyanabilir.İnşallah artık bloğuma daha fazla zaman ayırıcam;)
Hepimize bol huzur ve sevgiler diliyorum :)
Anneler ve bebişleri :)
23 Eylül 2014 Salı
Hoşgeldin hayatımıza Ömer Kaan :)
.....veee bi sürprizle gününden önce Ömer Kaan' ımız dünyaya geldi :) Doğum aşaması bir telaş hikayesi ama sonucu güzel oldu ve biz bebeğimizi otuzyedinci haftasında kucağımıza aldık :) Ve şimdi tam bir ay bir günlük bebeğim. Kırkımızı daha atamadık ama bu gün babamız gelene kadar anaanne ve dede deyiz.
Tecrübeli annelerinde çok iyi bildiği üzere uykusuz geceler başladı. İlk günlerde bir yandan sezeryan ağrılarımın hat safhada olmasınında etkisiyle bi sersemlediysem de şimdi yine sersemiiiim :) Ama biraz daha tecrübelendim galiba :) Malesef şu an evimde netim olmaması ve malumunuz pek yoğun olmam sebebi ile bloğuma çok zaman ayıramasamda biraz daha tecrübeli olduğum ve ömer kaan dan fırsat bulduğum zamanlarda yine evimde , bloğumda olucam ;) :)
Özellikle tüm bebişlerini bekleyen annelere hayırlı doğumlar ve sağlıklı bebekler diliyoruum : )
Tecrübeli annelerinde çok iyi bildiği üzere uykusuz geceler başladı. İlk günlerde bir yandan sezeryan ağrılarımın hat safhada olmasınında etkisiyle bi sersemlediysem de şimdi yine sersemiiiim :) Ama biraz daha tecrübelendim galiba :) Malesef şu an evimde netim olmaması ve malumunuz pek yoğun olmam sebebi ile bloğuma çok zaman ayıramasamda biraz daha tecrübeli olduğum ve ömer kaan dan fırsat bulduğum zamanlarda yine evimde , bloğumda olucam ;) :)
Özellikle tüm bebişlerini bekleyen annelere hayırlı doğumlar ve sağlıklı bebekler diliyoruum : )
25 Temmuz 2014 Cuma
10 Haziran 2014 Salı
Farkında olmak
Hayat, ne otuzunda, ne kırkında başlar.
Hayat;
Fakında olduğun anda başlar.
Hayat;
Fakında olduğun anda başlar.
...Sabah sabah bu satırlarla karşılaşınca paylaşmak istedim. Bildiğim bişey olmasına rağmen uykumun açılamadığı ve bugünlerde baya stresli geçen bir iş gününe daha başlamışken daha bir aklıma tesir etti sanki... Her anımızın farkında olmak dileği ile ;) :)
20 Mart 2014 Perşembe
14 Mart 2014 Cuma
1 Şubat 2011 Salı
Evet…emrine amadeyim hayat…çok hırpalama beni olur mu? …

Hayat bazen en acımasız bazen en güzel bazende kafamıza vura vura öğreten bir öğretmen …üstelik ben bu dersi almak istemiyorum deme bir hakkımız olmadığı gibi seçmeli dersimizde yok…verdiği her dersi ister hazmet ister etme almak zorundayız…iyisimi aldığımız dersleri yaşam sürecimizde iyi değerlendirip sevmediğimiz hatta bize acı veren dersleri bir daha almak zorunda kalmayalım…
Evet…emrine amadeyim hayat…çok hırpalama beni olur mu? …
18 Haziran 2010 Cuma
Ne istediğimizi biliyor muyuz?
Bir grup eski öğrenci, emekli hocalarını ziyarete gitmiş. İşlerinden ve sorunlarından söz etmişler. Hoca, iş yaşamında her biri önemli yerlere gelmiş eski öğrencilerine, kahve ikram etmek üzere mutfağa gitmiş. Biraz sonra, değişik boy, renk ve kalitede birçok fincanın bulunduğu bir tepsiyle geri dönmüş.
Kimi porselen, kimi seramik, kimi cam, kimi plastik olan fincanları ve kahve termosunu masaya koyup, kahvelerini oradan almalarını söylemiş.
Tüm eski öğrenciler, kahvelerini alıp koltuklarına döndüğünde, hocaları onlara şunu söylemiş:
“Farkına vardınız mı bilmem. Zarif görünümlü, güzel, pahalı fincanların hepsi alındı, masada yalnızca ucuz ve basit görünümlü fincanlar kaldı. Elbette ki kendiniz için en güzelini istemek ve onu almak çok normal ama işte bu demin bahsettiğiniz problemlerinizin ve stresin nedeni. Hepinizin istediği fincan değil, kahve iken, bilinçli olarak herbiriniz birbirinizin aldığı fincanları gözleyerek, daha iyi olan fincanları almaya uğraştınız.
Yaşam kahveyse; iş, para ve mevki fincandır. Bunlar yalnızca yaşamı tutmaya yarayan araçlardır ama yaşamın kalitesi bunlara göre değişmez.
Bazen yalnızca fincana odaklanarak, içindeki kahvenin zevkini çıkarmayı unutabiliyoruz.”
Etiketler:
hayat,
hayata dair,
kahve,
Ne istediğimizi biliyor muyuz?
22 Ağustos 2008 Cuma
Çiçeğin Peşinde ...

Bu sabah arkadaşım Nagehan' ın bana attığı içinde güzel bir ders taşıyan bu hikayeyi bende sizlerle paylaşmak istedim:)
Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için evlenmiştim. Bu sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da ısıtırdı… Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik beni yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu özelliği artık beni huzursuz ediyordu. İş ilişkiye gelince oldukça içli, hattâ aşırı hassas bir kadınım. Romantik anlara, küçük bir çocuğun şekere düşkünlüğü gibi can atıyorum. Oysa kocamın sakinliği, başka bir deyişle
vurdum duymazlığı,evliliğimize romantizm katmaması beni aşktan almış, uzaklaştırmıştı.
Sonunda kararımı ona da açıkladım: boşanmak istiyordum.
Şaşkınlıktan gözleri açılarak 'niye?' diye sordu.
'Gerçekten belli bir sebebi yok' dedim, 'sadece yoruldum.'
Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hâli ise hayal
kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte,
sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim. Ondan ne
bekleyebilirdim ki!
Sonunda sordu: 'seni caydırmak için ne yapabilirim?'
Demek ki söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla
değiştirilemiyordu. Son inanç kırıntılarım da kaybolmuştu.
'İşte mesele tam da bu' dedim. 'Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi
ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim.'
'Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği
benim için koparmak, düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına,
hattâ ölümüne mâl'olacak. Bunu benim için yapar mısın?'
Yüzümü dikkatle inceledi ve 'Sana bunun cevabını yarın vereceğim' dedi.
Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu.
Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt şişesini mutfak masasının üzerine koymuş, altına da bir not bırakmıştı.
'Sevgilim' diye başlıyordu,
'O çiçeği senin için koparmazdım' Kalbim yine kırılmıştı. Okumaya devam ettim.
'Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın altını üstüne getirip
çökerttikten sonra monitörün önünde ağladığında, onu tekrar
düzeltebilmem için ellerime ihtiyacım var.'
'Anahtarları her zaman evde unuttuğunu bildiğimden, senden önce eve
varabilmem üzere koşmam gerektiğinden bacaklarıma ihtiyacım var.'
'Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde hep yolu
kaybettiğinden, yolu gösterebilmem için gözlerime ihtiyacım var.'
'
krampları rahatlatabilmem için avuçlarıma ihtiyacım var.'
'Evde oturmayı sevdiğinden, içe kapanıklığını dağıtmak, can sıkıntını
hafifletmek üzere sana şakalar yapabilmem, hikâyeler anlatabilmem için
ağzıma ihtiyacım var.'
'Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan gözlerinin bozulması
kaçınılmaz olduğundan, yaşlandığımızda tırnaklarını kesebilmem,
saçlarında -görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilme merdivenlerden aşağı inerken elini tutabilmem, çiçeklerin renginin -
gençliğinde senin yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için
gözlerime ihtiyacım var.'
'Ama seni benden daha fazla seven biri varsa, evet o uçuruma gidip, o
çiçeği senin için koparırım bir tanem.'
Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer dağılıyordu.
Göz yaşlarım mektuba düşüyordu.
'Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lüften kapıyı aç canım. Çok
sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda bekliyorum.' Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde sıkıca tuttuğu
susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi.
Artık çok iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse sevemezdi. O
çiçeği uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim.
Bu gerçek aşktı.
İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye alıştığımız aşkın, seneler
sonra o heyecanlar kaybolup gittiğinde, huzur ve durgunluk içinde de
hep var olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz.
Oysa aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki artık romantik
değil... Belki sıkıcı, tekdüze, hatta belki yüzsüz... Ama hep oralarda
bir yerdedir.
Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması için elbette
gereklidir. Bir zaman sonra bunlar gitse de gerçek aşkın sütunu ebedi
kalır.
Hayat tam da böyle bir şeydir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)































